Devinim

Dünyadaki her varlığın bir ahenk ve nizam içinde olduğu iddia edilir. Göçmen kuşların göç yolları, dev balinaların dünyanın engin denizlerinde izlediği rotalar, her mevsimde yapraklanip solan ağaçlar, trafikteki araclar, kaldırımdaki insanlar, yağmurdan kaçan kediler, bir müziğin arka arkaya dizilen notaları. Her varlık mevcudiyetinin en değerli vazifesini varolduğu müddetçe devam ettirir. 

 Peşi sıra gelen bu devinim, her varlığın bir bakıma mevcudiyetinin şartıdır. İnsanlar her gün boktan kahveleri içip manasız hayatlarını birbirine paylaşır, asla yasayamayacagi hayatları savunur ve hayal ederler. Sıkılmaktan ölesiye kaçarlar, birisi ona sıkıcı geldiğinde o insanın onun için daha önce yaptığı fedakarlıklarının bir önemi yoktur. Çünkü canı sıkılmıştır ve ihtiyacı olan 'yeni'yi ona verebilecek başka insanlar her zaman vardır. Değerleri harcayan ve harcanmasina göz yumanlar yüzünden bu ahengin bozulduğunu söylemek istiyorum. Sistemin kisisellesmesi ve kişisel olanın sistemlesmesi sistemin yozlasmasina sebep oldu. Bir kuş sürekli uçtuğu rotadan saptı ve digerleri de ona uydu. Aslında hangi rotanın doğru olduğunu unutana kadar uçtular.  Aslında kayıp mı oldular yeni bir keşif mi yaptılar?  Hangisi doğruydu? Belirli bir devinimden kurtulmak yeni bir devinimi  beraberinde getirmekte. En önemlisi de kimse nereye gittiğimizi sorgulamiyor. Bir sorgulayan çıktığında ise ona 'bos yapma' denebiliyor. Kimse soru sormuyor, cevapların peşinde koşmuyor. Karnı tok, sırtı pek, sahte gülümsemeler, boktan kahveler, anlamsız bir kaç cümle. 

Yorumlar

Popüler Yayınlar